Kalbin elektrik faaliyetinin bir grafik şeklinde ortaya konması
Suni döllenme ile elde edilen embriyodan elde edilen kök hücreleri Pluripotenttirler, yeni çok farklı organların hücrelerine dönüşme imkanları bulunmaktadır.
Bakınız ayrıca pluripotent kök hücreleri
Ucunda ışık kaynağı ve mercek sistemi ve çoğu zaman kamera bulunan esnek bir hortum olup vücudun mide ve yutak borusu, bağırsak, rahim, hava borusu ve bronşlar gibi bölgelerinin incelenmesini sağlar.
Alyuvarlar vücudun oksijenle beslenmesinden sorumludurlar.
Granülosit kolonisi stimüle edici faktörün kısaltılması. Bu bir büyüme faktörüdür ve kan yapımı üzerinde etkisi bulunan bir maddedir. Bu hormon benzeri madde enfeksiyon sırasında vücut tarafından üretilir. Özellikle alyuvarların belirli bir alt grubu, yani granülositler ile onların öncülleri etkilenir ve bunlara kumanda edilir. Bu madde birkaç yıldan beri laboratuarda üretilmekte olup ilaç şeklinde kök hücre artışına stimüle etmek amacıyla verilmektedir. G-CSF maddesi ağırlıklı olarak kemik iliğinde bulunan kök hücrelerin akan kana verilmesini sağlamaktadır.
Göbek kordonunda bulunan çocuk kanının bağışı. Bu kan göbek bağı kesildikten sonra göbek kordonu veya plasentadan alınır. Daha sonra bunun içersinde bulunun kök hücreler alınır ve çocuk veya yetişkinlerin tedavisi amacıyla kullanılır.
Anne ile göbek bağı kesildikten sonra göbek bağı veya plasentada bulunan çocuk kanı kök hücre yönünden çok zengindir. Göbek kordon kanı normal durumlarda plasenta ile birlikte imha edilir.
(İngilizce) Tercümesi Nakledilen dokunun alıcıya reaksiyon göstermesi. Kemik iliği ile nakledilen alıcının immün sistemi hastanın vücut hücrelerini yabancı olarak algılayıp buna tepki gösterebilir. Yani buna tersinir bir ret reaksiyon da diyebiliriz. Buna bağlı olarak deride döküntü, ağız mukozasında iltihap ve sarılık ile çok ağır vakalarda şiddetli ishal ve ilgili organlarda işlevsel bozukluk görülebilir.
Akyuvarların belirli alt grubudur. Granülositler enfeksiyonlarla mücadeleden sorumludur.
Bu sistem ak ve alyuvarla ile trombositleri kapsar ve kemik iliğinde bulunur.
Kısaltması: Hb. Eritrositlerde bulunan ve kana kırmızı rengini veren boya maddesi. Hemoglobin %94 oranında globin isimli protein ve %6 oranında demir içeren ve kana rengini veren bir porfirin olan hem'den oluşur ve oksijen ile karbondioksitin naklinden sorumludur. Hemoglobin bunun haricinde kan plazmasına pH-düzenlemesinde tampon madde olarak kullanılır.
Hemoglobin alyuvarların öncüllerinde üretilir ve eritrositlerin yıkımını takiben retikülohistiyositer sistemde bozunur. Bu şekilde elde edilen demir yeniden hemoglobin üretiminde kullanılır. Hemoglobin molekülü her birinde bir hem bulunan protein zincirlerinden oluşur. Protein zincirlerinin bileşimine göre farklı hemoglobin türleri bulunur.
İngilizce Human Leukocyte Antigen Sistemi, yani insan lökosit antijen sistemi kısaltması. Çekirdek içeren spermler hariç tüm hücrelerde görülen protein sistemi. Bunun haricinde, komplement sisteminin bileşenleri de HLA sistemine dahildir, komplement sistem vücudun immün savunmasında rol oynar. Bu proteinlerin (HLA antijenleri) bireylere göre farklılık gösterir. HLA sistemi organizmanın kendi hücreleriyle vücuda yabancı hücrelerin birbirinden ayırmasına yarar.
Farklı antijen tipleri kategorilere ayrılır. Kategori I'e dahil özellikler HLA-A, HLA-B ve HLA-C'dir. Öte yanda örneğin; HLA-DR antijeni de kategori II'ye dahildir.
Bir kan bağışçısının kan numunesinin HLA sisteminin doku özellikleri açısından incelenmesi.
İnsandaki akyuvarların özellikleri. Öncelikle lökositlerdeki (akyuvarlardaki) üst düzey özellikleri belirlenir. HLA sisteminin temel görevi savunma mekanizmalarının düzenlenmesidir ve bu nedenle hastalık ajanları ile diğer yabancı maddelerle mücadele gerektiğinde bireyin hayatta kalması için belirleyicidir. Buna vücudun kendi dokusu ile yabancı dokunun birbirinden ayrılması da dahildir. Yapılan nakil işleminin ret reaksiyona neden olmaması için alıcı ile hastanın doku özelliklerinin neredeyse tamamının birbirine uyması gerekir.
Belirli veya birden fazla hormonun eksikliği veya hiç bulunmaması gibi nedenlere bağlı şikayetlerin giderilmesi için tıbbi amaçla hormon verilmesi.
Bir santrifüj yardımı ile kanı kendi bileşenlerinden (al ve akyuvarları ve trombositlere) ayırmaya yarayan özel alet. Bu sayede dolaşan kök hücreleri ayrıştırılır kanın diğer bileşenleri bağışçıya yeniden nakil edilir.
Kötücül hastalıkların tedavisi amacı ile kontrollü radyo-aktif ışın uygulaması.
Kalbin ultrason ile muayenesi
Sıvı kan plazması ve katı hücresel bileşenlerden (Akyuvarlar, alyuvarlar ve trombositler) oluşan ve kan damarları aracılığıyla vücutta dolaşan vücut sıvısı. Kan, oksijen, besin maddesi, enzim ve hormonların dağıtımına, ayrıca metabolizma ürünleri ve karbon monoksitin taşınmasına, bir de ısı regülasyonuna neden olur.
Bir insanın toplam kan hacmi vücut ağırlığının on ikide biridir (bu da ortalama beş ila altı litre kana denk gelir). Kanın ısısı sağlıklı insanda 37°C'dir. Sarı renkli kan serumu diğer faktörlerin yanı sıra su ve farklı iyonlardan (sodyum, kalsiyum, potasyum, klorit, magnezyum ve demir) karbonhidratlar, yağ, protein ile hormon ve antikorlardan oluşur. Kan plazması kan serumuna karşılık gelir, ancak burada ilaveten protein bulunmaktadır (albümin, globülin ve fibrinojen). Kanın hücresel kısmı (alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositler) kan hacminin yaklaşık %45'ini oluşturur. Kanın kırmızı rengi eritrositlerde bulunan ve oksijenin naklinden sorumlu olan hemoglobinden gelir. Sudaki tuz konsantrasyonu yaklaşık %0.9'luk bir tuz çözeltisine denk gelir. Bu tuz konsantrasyonunda eritrositler tipik disk biçimlerini muhafaza ederler. Kan hacminin yarısından fazlasının kaybı, kan nakli ile kompanse edilmediği takdirde ölümcüldür.
Kanın hücresel kısmı olup alyuvar, akyuvar ve trombositleri içerir. Geniş anlamda olgunlaşmış kan hücrelerinin ön aşamaları da kan hücresi sayılır.
Özellikle kemik iliğinde bulunan ve farklı hücre çeşitlerine dönüşme potansiyeli bulunan hücreler.
Kemik iliği kemiklerin içerisinde bulunur. Yetişkinlerde yassı kemiklerde, özellikle kafatasında, omurlarda, göğüs kemiği ve kalçalarda yer alır. Kemik iliği kan yapıcı sisteme dahildir.
Daha önce yoğun bir ön tedavi ile kendi kan tablosu tamamen yok edilmiş bir hastaya kemik iliğinden kök hücresi nakli.
Çok sivri bir kamu ile kemik iğlinden ve çoğu zaman çalka merkezinden nadiren de göğüs kafesinden kemik iliği alınması (stemal ponksiyon) teşhis amacıyla veya bir nakil için kemik iliği özü almak amacıyla yapılır.
Belirli ilaçlarla vücuttaki kanser hücrelerinin imhasını amaçlayan tedavi yöntemi.
Hastalık ajanlarına veya malin hücrelerin büyümesini önleyen veya onları imha eden ilaç. Bakterilerin imhası amacıyla farklı antibiyotikler kullanılır. Örneğin; penisilin, sefalosporin, makrolit ve mantarlara karşı antimikotikler, fungistler veya fungistatikler; virüslere karşı virostatikler ve kanser hastalıklarının tedavisinde sitostatikler gibi. Klinik uygulamada kemoterapi denildiğinde genellikle sitostatik ilaçlardır.
Kök hücre naklinde burada bir yabancı bağışçının kök hücreleri merkezi bir ven kateteri ile hastanın kan dolaşımına aktarılır Herhangi bir komplikasyon çıkmadığı takdirde kök hücreleri kendi yollarını kendi bularak hastanın kemiklerindeki boş yerlere girer ve burada yeni ve sağlıklı kök hücresi üretimini başlatırlar.
Burada: Kan yapıcı kök hücreleri tüm kan hücrelerinin ana hücreleridir (alyuvar ve akyuvarlar ile trombositler) Bunlar kemik iliğinde yapılır ve buradan periferik kana verilirler. Daha farklı kök hücre çeşitleri de bulunmaktadır.
Vücudun tamamının iyonize edici ışınlarla radyoterapiye alınmasıdır, örneğin; bir kemik nakli öncesinde ışın tedavisi gibi. Ancak bir radyasyon kazası sonucunda da vücudun tamamı ışınlara maruz kalabilir.
Hastanın kök hücre nakli sonrasında tedavi gördüğü hasta odasının ajanlardan izole edilmiş birimi.
Birden fazla organdan oluşan bir sistemdir ve vücuda enfeksiyonlarla mücadele etme imkanı verir, ona kendi dokusu ile yabancı doku arasında fark gözetme imkanı tanır Buna akyuvarların bir kısmı, göğüs kafesinin arkasında yer alan timüs bezi, lenf düğümleri, dalak ve bağırsakların bazı özel yapıları dahildir. Savunma sistemi ile aynı anlama gelir.
İmmün sistemin ve yabancı bir maddeye (antijen) onu etkisiz hale getirmek üzere verdiği reaksiyon. İmmün yanıt çerçevesinde özel savunma hücreleri (hücresel bağışıklık) veya bazı özel antikorların hazırlanması ve aktivasyonu (humoral bağışıklık) söz konusu olur. Bir antijen ile ilk temasta görülen reaksiyonlar primer immün yanıt adı verilir. Bu yanıt aynı antijenle temas edildiğinde ikinci bir yanıt olarak devreye girer, çok hızlıdır ve çok daha uzun sürer. Bir immün yanıt esas itibariyle vücudun bu özel maddeye karşı immün bağışıklığını sağlar, ancak vücudun aşırı duyarlı hale gelmesi ve buna bağlı olarak alerji görülebilir.
Organizmanın immün reaksiyonunu zayıflatan veya tamamen bastıran ilaçlar, örneğin sitostatikler, glukokortikoitler, siklosporin vs.
İmmün reaksiyonun yapay olarak zayıflatılması veya bastırılması. İmmün güdüleme, tedavi amacıyla radyo terapi yoluyla veya ilaçlarla nakil sonrasında veya oto-immün hastalıklarda gerçekleştirilir ve bunun sonucunda genel olarak vücudun savunma gücü düşer ve enfeksiyon riski önemli ölçüde artar
Bakınız ayrıca > immün güdüleme